Kelebek Kanadinda Yasama Sevinci
 

KELEBEK KANADINDA YAŞAMA SEVİNCİ

Handan Gökçek

Kanatları kırılmış bir kuş gibi pencerenin önünde duruyordu kadın. Umutları yıkılmış. Güzel olan hiçbir şeyin farkında değildi. Yaşam ve ölüm o ince çizgi üzerinde dengesini kaybetmek üzereydi. Pencerenin dışında yaşanan yoksul intiharları düşündü. Bir çok insan konuşarak anlatamadıklarını dama çıkarak anlatıyordu. İşsizlikten, parasızlıktan bunalan ve her kapı yüzüne çarpılan artık damda iş arıyordu. Sevda ihtilalleri yaşanıyordu yüreklerde ama aşk çok pahalıydı ve köprü üstlerinde satılığa çıkıyordu. "Anlaşılan ve kutsal olan bir tek ölüm müydü?" diye düşündü kadın. Bir kıvılcımla ağaç, orman ve yeşil ölüyordu. Mateme bürününce dağlar bize yeşilin güzelliğini anımsatıyordu.

Yaşanan her son, görüş mesafesini bir süre açıyor sonra açı yine daralıyordu. Öyleyse intiharı, intihar olmaktan çıkmalıydı. Korumaya çalıştı kendini düşüncelerinin dehşetinden. Kalktı, bir dostunu aradı. Baktı ki dostu ondan daha düşmandı kendine.

Voltalar atarken pencere ve duvar arasında bir kelebek girdi içeriye. Kadın durdu. Kelebeğin güzelliğiyle döküldü düşüncelerin dehşeti. Başının üzerinde dönerek gül kadifesi dokunuşlar ve ışıltılar bıraktı tenine. Ömrünün büyük bir kısmını çirkin bir böcek olarak geçiren, doğanın saçlarını süsleyen bu mutlu fiyonklar, sadece 1 gün yaşayarak ipek gibi bir dünya bırakıyorlardı arkalarında.

Kelebek kadının ellerine kondu. Yaşanan son, bir şeylerin başlangıcı olmuştu. Yaşama sevincinin açısı 180°yi gösteriyordu. Bir daha nerede, nasıl daralır bilemezdi. Belki de bir kelebek ya da doğanın minik mûcizelerinden biri, kendi sonuyla karşılaşmak için bir başka açıyı aralardı ya da 2 çubuk üst üste gelebilirdi. Aceleyle cam bir kavanoz bulup kelebeği içine bıraktı.

Yaşamalıydı. Fırtınaların önünde durarak, depremlerle yıkılmayarak, kırıla -döküle, buruk-Kırık da olsa. Kim bilir belki yine bir sevda ihtilali olmalıydı birinin yüreğinde. Bir filozofun sözünü hatırladı: "Güzel yaşamak zordur." Zor olsa da yaşamalıydı güzel olan her şeyi.

Tekrar yürüdü pencereye. Gözleri yine dışarıdaydı. Fakat köprüleri, damları aramıyordu. Bir çok insan vardı camın dışında. Bir çok umut, acı, mutluluk. Biraz önce ölümün ince çizgisinde olduğunu kimse bilmiyordu ve bilmeleri de gerekmiyordu.

Birgün yaşama sevincinin açısı yine daralırsa nereye bakacağını iyi biliyordu. Kavanozu aldı, evinin en güzel köşesine, her zaman görebileceği bir yere koydu ve uzun uzun seyretti.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 17 Aralık 2007 itibariyle, toplam: 23583 ziyaretçi (43542 klik) tarafından görüntülenmiştir.

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=